25 Şubat 2025, 11:08
|
#1
|
|
|
Bir Rüyaperest Olarak Galeano
Pam Muñoz Ryan, Hayalperest adlı kitabında Güney Amerika’nın kendine özgü entelektüellerinden biri olan Pablo Neruda’nın hayatını anlatıyordu bize Düşlerin peşinden gitmenin ne demek olduğunu bu büyük şairin çocukluğundan kesitlerle birlikte gösteriyordu Hayalperest, siyasi ve edebi göndermeleriyle fazlasıyla olgun bir kitaptı, ancak aynı zamanda her yaştan okurun kitaplığında yer almaya değer bir eserdi Genç bir okur için romantik, yetişkin bir okur için nostaljikti Türkçede birçok okuru olan ve özellikle Aynalar, Kucaklaşmanın Kitabı, Ve Günler Yürümeye Başladı, Biz Hayır Diyoruz gibi içeriği zengin ve renkli eserleriyle tanıdığımız Uruguaylı yazar Eduardo Galeano’nun Helena’nın Rüyaları adlı kitabı da, tıpkı az önce bahsettiğimiz Hayalperest gibi okur yelpazesi geniş bir Güney Amerika eseri Galeano’nun “az ama öz” diyebileceğimiz metinlerine Isidro Ferrer’in düşsel desenleri eşlik ediyor
Ne var ki bu kitap, hayal ve rüya arasındaki farkı da ortaya çıkaran bir içeriğe sahip; deyim yerindeyse hayalperest değil, “rüyaperest” bir kitap Son zamanlarda görmeye alıştığımız, bir düşün içinde yaşayıp yaşamadığımızı sorgulayan kitaplardan biri değil Daha ziyade, rüyalarımızın edebi tarafını öne çıkaran, ne kadar yaratıcı bir kurgunun mimarı –yoksa esiri mi demeli?– olduğumuzu da hatırlatan bir kitap Helena’nın Rüyaları, hayal kurarken ne kadar bilinçli olduğumuzu ve az da olsa planlarımızla beslediğimiz hayalin peşinde gitme olasılığımız olduğunu düşündürürken, rüyalarımız asla gerçekleşemeyecek olsa da, yine de aynı rüyayı tekrar görme uğruna sonsuz kez uykuya dalınabileceğini gösteren öykülere sahne oluyor Başka bir deyişle rüyaya davet ediyor Galeano Helena’nın bu kitapta yer alan birçok rüyası, yine rüyaların ta kendisini konu ediniyor Bu bağlamda bazı öyküler Poe’nun ünlü “düş içinde düş” deyişini hatırlatıyor bize Ancak Poe’nun kastettiğinden farklı olarak, rüyalar gerçekliğin yerine geçmiyor burada Sadece şuna ikna ediyor bizi Galeano: Hakikat, rüyalara sızabilir
Tam bu noktada Isidro Ferrer’in görsel çalışmalarının metni nasıl beslediğinin de altını çizmek gerekiyor İlk bakışta basit çizgilerden oluşan desenler gibi görünseler de, Ferrer’in zihninin de Galeano’dan çok farklı çalışmadığı, onun da aynı rüyalara davetiye çıkardığı açık Bu rüya davetiyesi, metinden ayrı bir çizgide ilerlemeye çalışan, bağımsız bir sembolizmin belirdiği görsellerde ortaya çıkamazdı Yazar ve çizer de öyle düşünmüş olacak ki, sadece eşlik eden, ama yine de metni zenginleştirmeyi başarabilen resimlere yer verilmiş Diğer yandan bazı resimlerin yer yer metinden rol çaldığını ve okurun gözünü aldığını belirtmekte fayda var
______________________________
|
|
|
|