Tekil Mesaj gösterimi
Alt 02 Mayıs 2025, 07:06   #4
anatoLya
👑HanımAğa👑
 
anatoLya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart Cevap: Müminin Miracı Beş Vakit Farz Namaz

Biz akşam namazını Peygamber ile birlikte kılardık da namazdan çıktıktan sonra birimizin attığı okun düştüğü yeri rahatlıkla görebileceği kadar aydınlık olurdu.”[37] diyerek sahâbenin bu konudaki hassasiyetini ifade etmektedir.

İbadete olan düşkünlüğüyle tanınan büyük sahâbî Abdullah b. Ömer (ra),

صَلاَةُ الْمَغْرِبِ وِتْرُ صَلاَةِ النَّهَارِ

“Akşam namazı gündüz namazlarının vitridir.”[38] derdi. Allah Resûlü akşam namazının vaktinin kısalığına rağmen, muhtemelen kış mevsimine oranla daha uzun süren yaz akşamlarında bu namazı kıldırırken Kur’ân-ı Kerîm’deki uzun sûrelerden de okurdu. En uzun sûrelerden olan A’râf sûresi bunlardan biriydi. Bunu bilen sahâbîlerden Zeyd b. Sâbit (ra), akşam namazında kısa sûreler okumasını yadırgadığı Mervân’a,

يَا أَبَا عَبْدِ الْمَلِكِ أَتَقْرَأُ فِى الْمَغْرِبِ ( قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ ) وَ ( إِنَّا أَعْطَيْنَاكَ الْكَوْثَرَ )

“Ey Ebû Abdülmelik! Akşam namazında İhlâs ve Kevser sûrelerini mi okuyorsun?” diye sorunca Mervân, نَعَمْ “Evet.” demiş; bunun üzerine Zeyd b. Sâbit (ra) onu şöyle uyarmıştı:

لَقَدْ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقْرَأُ فِيهَا بِأَطْوَلِ الطُّولَيَيْنِ

“Allah’a yemin ederim ki, Resûlullah’ın, akşam namazında iki uzun sûreden biri olan ‘Elif lâm mîm sâd’ (A’râf) sûresini okuduğunu bilirim.”[39] Allah Resûlü’nün vefatı öncesinde kıldırdığı son namaz da akşam namazı olmuştu ve bu namazda Mürselât sûresini okumuştu.[40]

Muhterem Müslümanlar

Yüce dinimizin temel unsurlarından olan günlük beş vakit namazın son halkası, yatsı namazıdır. Akşam namazının vakti çıktıktan sonra yatsı namazının vakti girer ve sabah namazı vaktine kadar devam eder. Yatsı namazı, uyumadan önce günün son demlerinde Rabbin huzuruna durmayı, günü O’na ibadet ile sonlandırmayı ifade eder. Bu sebeple bir günün bitiminde yapılacak en son iş olması ve mümkün olduğunca geç kılınması tavsiye edilmiştir.[41] Bununla ilgili olarak Muâz b. Cebel (ra) bir hatırasını şöyle anlatır:

“Yatsı namazı için Resûlullah’ı bekledik. O kadar gecikti ki, artık gelmeyeceğini zannettik. İçimizden biri, “(Herhalde) Resûlullah namazını kıldı (bize namaz kıldırmaya) çıkmayacak.” dedi. Bir müddet sonra Resûlullah (sav) çıkageldi. Kendisine: “Ey Allah’ın Resûlü! Senin gelmeyeceğini zannettik. Hatta içimizden biri, “(Herhalde) Resûlullah namazını kıldı (bize namaz kıldırmaya) çıkmayacak.” bile dedi.” deyince, Resûlullah şöyle buyurdu:

أَعْتِمُوا بِهَذِهِ الصَّلاَةِ فَإِنَّكُمْ قَدْ فُضِّلْتُمْ بِهَا عَلَى سَائِرِ الأُمَمِ وَلَمْ تُصَلِّهَا أُمَّةٌ قَبْلَكُمْ

“Bu namazı gece karanlığında kılın (geciktirin)! Bu namaz nedeniyle diğer ümmetlere üstün kılındınız, çünkü sizden önce bunu hiçbir ümmet kılmadı.”[42]

Bedevîlerin gece karanlığına kadar develeriyle meşgul olmalarından ötürü yatsı namazını “ateme (karanlık)” diye isimlendirmelerine karşı çıkan Yüce Peygamber (sav), bu namaza Allah’ın Kitabı’nda anıldığı üzere “ışâ”[43] yani “ortalık kararınca kılınan namaz” denilmesini istemiştir.[44]

Münafık tabiatlı insanlara son derece zor gelen iki namazdan biri yatsı namazı, diğeri de sabah namazıdır.[45] Böyle olunca da bu iki namaza devam etmek, kişinin Allah’a teslimiyetinin ve inancındaki samimiyetin bir göstergesi kabul edilebilir. Hatta

مَنْ صَلَّى الْعِشَاءَ فِى جَمَاعَةٍ كَانَ كَقِيَامِ نِصْفِ لَيْلَةٍ وَمَنْ صَلَّى الْعِشَاءَ وَالْفَجْرَ فِى جَمَاعَةٍ كَانَ كَقِيَامِ لَيْلَةٍ

“Yatsı namazında cemaatte bulunan kimseye, gecenin yarısına kadar namaz kılmış gibi sevap vardır. Yatsı ve sabah namazlarında cemaatte bulunan kimseye ise, bütün gece namaz kılmış gibi sevap vardır.”[46] Bu ecir Peygamberimiz tarafından müjdelenmiştir.
______________________________
anatoLya isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla