Tekil Mesaj gösterimi
Alt 02 Mayıs 2025, 07:01   #2
anatoLya
👑HanımAğa👑
 
anatoLya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart Cevap: Cuma suresi 2-4. Ayetlerin tefsiri

Aman, bu arslanın neresi?” diye bağırdı. Tellak da; “Kula*ğı” dedi. Adam:

“- Bırak kulağı da olmasın ey usta, elini çabuk tut!” Tellak, bu defa iğneyi başka bir tarafa batırınca, Kazvinli, yine feryada başladı: “Bu üçüncü de arslanın neresi?” diye sordu. Tellak da, “Karnıdır, azi*zim” diye cevap verdi. Kazvinli:

“- Varsın arslan karınsız olsun, duyduğum acı arttıkça arttı, iğ*neyi çok batırma” dedi. Tellak, şaşırdı, hayli zaman parmağı ağzında kaldı. Sonra öfke ile iğneyi yere attı da:

“- Dünyada bu iş kimin başına gelmiştir?” dedi, “Kuyruksuz, başsız, gövdesiz arslanı kim görmüştür? Allah bile böyle bir arslan yaratmamıştır.” (Mesnevî, 2982-3001. beyitler)

Mevlânâ (k.s.) bu hikâyeyi anlattıktan sonra şöyle nasihat eder:

“Ey kardeş, iğne acısına sabret ki, kendi kâfir nefsinin iğnesi acısından kurtulasın. Varlıktan kurtulmuş olanlara, gökyüzü de secde eder, güneş de, ay da… Kimin bedenindeki kâfir nefis öldü ise, güneş de onun buyruğuna gi*rer, bulut da... Gönlünde ilâhî aşk ateşini uyandıran ve çevresini aydınlatmayı öğrenen kişiyi artık güneş bile yakamaz. Cenab-ı Hakkı yüceltmek, tâzim etmek nasıl olur? Kendini hor, hakir bilmek ki, kendini toprak gibi ayak altında çiğnetmeye layık görmekle olur. Tevhid, Allah’ı bilmek nedir? Kendini Vahid’in, Bir’in önünde yakıp yok etmektir. Eğer gündüz gibi aydınlanmak, parlamak istiyorsan, geceye benzeyen, gece gibi karanlık olan varlığını, benliğini yak. Bakırı kimyada eritir gibi, varlığını, sana o varlığı verenin varlığında erit, yok et. Sen sıkı sıkıya, «Ben»e ve «Biz»e yapışmışsın. Yokluğa ve birliğe ulaşamamışsın, karşılaştığın bütün bu bozuk düzen işler, bütün bu perişanlıklar, bu yıkıntılar hep bu ikilikten meydana gelmektedir.” (Mesnevî, 3002-3012. beyitler)

Peygamberin üçüncü vazifesi ki*tap ve hik*me*ti öğ*ret*mek: Bu mer*ha*le*de ise uyul*ma*sı ge*re*ken kanun*la*rı ve hü*küm*le*ri be*yân eden ki*ta*bın, yâ*ni Kur’ân-ı Ke*rîm’in tâ*li*mi ge*lir. Kur’ân-ı Ke*rîm’in rû*hun*da de*rin*le*şe*bil*mek, kal*bî se*vi*ye*ye bağ*lı*dır. Kur’ân-ı Ke*rîm, asıl kalb ile oku*nup an*la*şı*lır. Göz*ler ise kal*be an*cak ba*sit bir va*sı*ta hük*mün*de*dir.

Âyet-i ke*rî*me*ler*de tez*ki*ye ile ki*tâb ve hik*me*tin tâ*li*mi*nin bir ara*da zik*re*dil*me*si, tez*ki*ye olun*ma*mış kim*se*le*rin ilim el*de ede*me*ye*cek*le*ri*ni, et*se*ler de bu il*min ken*di*le*ri*ne bir fay*da sağ*la*ma*ya*ca*ğı*nı ifade et*mek*te*dir. Zira ilim ve hik*met öy*le bir nûr ve zî*net*tir ki bu*nu el*de et*mek için, onun me*kân tu*ta*ca*ğı yer*le*rin, yâ*ni kal*bin, ev*ve*lâ lü*zûm*suz ve za*rar*lı şey*ler*den boşaltılması ge*rek*mek*te*dir. Bu ba*kım*dan Pey*gam*ber*ler ön*ce âyet*le*ri okur*, son*ra bu âyet*le*re ina*nan ve gö*nül ve*ren kim*se*le*rin, ne*fis*le*ri*ni aşı*rı*lık*lar*dan, çir*kin*lik*ler*den arın*dı*rı*ra*rak kalb*le*ri*ni mâ*ne*vî kir*ler*den tas*fi*ye eder*ler. Da*ha son*ra da tez*ki*ye ve tas*fi*ye olun*muş kim*se*le*re ki*tâb ve hik*me*ti öğretir*ler. Kâinat*ta*ki sır ve kud*ret akış*la*rı*na da an*cak böy*le bir kal*bin sahip*le*ri âşi*nâ olur ve bir hik*met men*baı hâ*li*ne ge*le*bi*lir.

Kaynak: kuranvemeali.com
______________________________
anatoLya isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla