Cevap: Melekler ve Zikredenler
Kaybolan Gölge
Emevî halifelerinin sekizincisi, adalet ve takvasıyla meşhur Ömer b. Abdülaziz rh.a. hutbelerinden birinde şöyle dedi:
“Bu dünya ebedî karargâhınız değil. Allah Tealâ’nın, yok olacağını yazdığı ve üzerindekilerin de ondan göç etmelerini takdir ettiği bir yurttur. Nice sağlam binalar var ki kısa bir zamanda harabeye dönecek. O binalarda ikamet eden, kendilerine gıpta ile bakılan nice kimseler var ki kısa bir süre sonra ahirete göçecekler.
Allah size merhametiyle muamele etsin. İyilik yapın ki bu iyilikler vesilesiyle ahirete irtihaliniz güzel olsun. Azıklarınızı hazırlayın; en hayırlı azık takvadır.
Bu dünya çekilmekte olan gölgeye benzer; geçicidir. İnsan göz aydınlığı olarak gördüğü dünya için yarışıp dururken, ansızın Yüce Allah’ın huzuruna çağrılır. Bir anda kendisini felaket içinde bulur. Onu dünyasından ve yapmakta olduklarından çekip alıverir. Sanatını, işini başkalarına devreder. Dünya, verdiği zarar kadar mutlu etmez. Onun sevindirmesi kısa, üzüntüsü uzundur.”
İmam Gazalî, Ahiret Hayatı
Zararın Kaynakları
10. yüzyıl sûfilerinden Mansur b. Abdullah k.s., Ebu Ali Ruzbârî k.s. ile aralarında geçen bir konuşmayı şöyle aktarıyor:
Ebu Ali Ruzbârî dedi ki:
– Zarar üç şeyden gelir: İnsanın içinin kötü olması, alışkanlıklara devam etmesi ve kötü arkadaşlık.
– İnsanın içinin kötü olması nedir, diye sordum.
– Haram yemektir, cevabını verdi.
– Alışkanlıklara devam etmek nedir, diye sordum.
– Gözlerle etrafı gözleyip durmak, kulaklarla dinlenmesi kerih şeyleri, gıybet ve iftiraları dinlemektir, dedi.
– Peki, kötü arkadaşlık nedir, diye sordum.
– Nefsin süflî, kötü isteklerini harekete geçiren arkadaşlıktır, buyurdu.
İmam Beyhakî, Kitabü’z-Zühd
______________________________
|