Cevap: Mehmet Akif Ersoy
Türk şiirinin erkek sesi”... Cumhuriyet döneminin güçlü şairlerinden Orhan Seyfi’nin bu tespitini Âkif fazlasıyla hak etmiştir. Safahat’ın (bütün şiirleri) ilk kitabındaki halkçı şiirlerden başlamak üzere, şair o zamanki şiir ortamının şiire yönelik üç önemli beklentisini doyurmuş olarak çıkar okuyucunun huzuruna: 1) Nazmı, vezni pürüzsüzdür. Söyleyişi ikna edicidir, kafiyeleri şaşırtıcıdır, sözdizimsel başarısı tartışma götürmez. 2) Dili ve söyleyişi incelikli ve zekice bir sadeliğe sahiptir. Günlük konuşma dilinden bir şiir yaratmıştır. Ki bu da modern şiirin en önemli amaçlarından biridir. 3) Toplum sorunlarını onun kadar tutarlı ve bütünlüklü işleyen bir şair ne önceki ne sonraki dönemlerde pek ortaya çıkabilmiş değildir…
Nâzım Hikmet, Akif’e yönelik eleştirileri olmakla birlikte; “Mehmet Akif büyük şair / inanmış insan...” diyerek onun şairliği ve içtenliği nedeniyle hakkını teslim etmek istemiştir.
Mehmet Akif İçin Ne Dediler?
“Cevdet Paşa, Kur’an nâsiridir; Âkif, Kur’an şairi. Ancak ikisinin arasında fark var; Kur’an Cevdet Paşa’nın yalnız kültürünü, Âkif’in, kültürüyle beraber seciyesini yaptı.” (Mithat Cemal Kuntay)
***
“Osmanlıca; nesirde Namık Kemal’in mektuplarıyla; nazımda Fikret ve Âkif’in şiirleriyle Türkçe oldu.” (Mithat Cemal Kuntay)
***
“Âkif bey hayatında eğilmedi, gerek istibdat devrinde, gerek meşrutiyet senelerinde açlığa rıza gösterdi, kimseye eyvallah etmedi. Umumi seferberlik zamanı idi, Âkif bir arkadaşı ile birlikte oturmuş, kuru fasulya aşı yiyordu. Nezaret erkânından biri çıkageldi. Selam tebliğ etti. Yazılarında o derece ileri gitmemesini nazikçe söylemek istedi, Âkif pürhiddet dedi ki: Nazırına söyle; kendilerini düzeltsinler! Bu gidiş devam ettikçe bizi susturamazlar. Ben fasulya aşı yemeğe razı olduktan sonra kimseden korkmam!” (Hasan Basri Çantay)
***
“O, hem tahkiyede harikulâde kudret ve tasvir ü ihsasta tekellüfsüz ve cuşacuş belagatler gösteren bir şair, hem eşyayı ve vekayi’i ruhlarına ve serairine nüfuz eden nazarlarla gören bi-menend bir rasıddır. Mehmed Âkif gibi şiirlerini bizzat yaşamış olan şairlerin mahiyet ve kıymetleri, eserleri serapa okunduktan sonra anlaşılır. Yazılarının yalnız bir veya birkaçını görerek hüküm vermek, bir vücudun bir tek uzvunu tedkik ile heyet-i mecmuası ve mesela bir kemiğe bakarak, beşerenin güzelliğini teşhis etmeğe çalışmak gibi bi-sud ve na-kâfidir.” (Süleyman Nazif)
***
“Dinî irade ile millî irade hiçbir kitapta ve hiçbir dimağda görülmemiş şekilde Safahat’ta birleştirilmiştir. O zamana kadar milliyetçi denince dine karşı veya yabancı olan kişi, dinci ve Müslüman deyince de, milliyetçiliği tanımayan insan akla gelirdi. Milliyetçi, ırkçı yani kemikçi idi. Dinci ise, hurafeci ve vatansız varlıktı. Ruhlarımızı aynı zamanda bir hezeyan teşkil eden bu safsatadan kurtaran Mehmet Âkif’tir. Türkün Müslümanlıktan, milliyetçiliğimizin İslâm’dan ayrılamayacağını bize öğreten o oldu.” (Nurettin Topçu)
***
“Yahya Kemal esere, hep esere bakıyor; imparatorluk idealine sıkı sıkıya bağlıdır. Âkif’se eserden müessire, yani imparatorluktan çok, medeniyetin tarihe serpili eser ve kuruluşlar zincirinden çok, bütün o eserleri doğuran İslâm’ın kendisine bağlıdır. Bundandır ki, O’nu yeni kurulan Devletin İstiklâl Marşı’nı yazmış olarak da görebiliyoruz. Millî Marş’ın şairi bundandır ki, Yahya Kemal değil Mehmet Âkif’tir.” (Sezai Karakoç)
______________________________
|