. Işık yayarak ve ısı enerjisi çıkararak, hızlı ve sürekli bir yanmanın gerçekleşmesi.
2. Yanmakta olan maddeler yığını; alevlerle yanan madde: Ateşi seyretmek. Ateşin karşısında ısınmak. Mektubu ateşe atmak. Bir ateş yakmak. Odun ateşi.
3. Özellikle besinlerin pişirilmesinde kullanılan ısı kaynağı ya da araç; ocak: Hafit, orta, harlı ateşte pişirmek. Yemeği ateşte unutmak. Ateşin altını açmak, kısmak.
4. Bedende çoğunlukla genel bir rahatsızlık ya da daha değişik belirtilerle kendini gösteren ısı yükselmesi, normalin üstünde çıkan beden ısısı: Ateşi yükselmek, çıkmak, düşmek. Çok ateşim var.
5. Bir silahın, yanan barut etkisiyle bir mermi fırlatarak boşaltılması: Ateşi kesmek. Yaylım ateşi.
6. Ed. Şiddetli bir heyecan, endişe, çoşku, tutku
vb.: içine bir ateş düşmek. Ateşini yıllarca içinde saklamak, içinde bir okuma ateşi yanmak. Aşk ateşiyle yanmak. Kıskançlık ateşi.
7. Tutuşturmaya yarayan kibrit ya da çakmak: Ateşiniz var mı?
8.
(Bir kimseye, bir şeye, bir yere) ateş açmak, tüfek, tabanca, top gibi ateşli silahlarla (ona) mermi atmaya başlamak: Birden üstümüze ateş açtılar.
Ateş almak, sözkonusu bir şey ise, içten içe tutuşmak, alevlenmek; tüfek, tabanca
vb. ise, patlamak; bir kimse ise, telaşlanmak, öfkelenmek ya da coşmak. Ateş almaya mı geldin, uğradığı ya da ziyaret ettiği bir yerden çarçabuk ayrılmaya kalkan bir kimseye sitem yollu söylenir.