Cevap: Hifâ Hatun ve Hz.Suheyb'in Aşkı...
Süheyb, o gün Medine sokaklarında dolanır durur, akşama doğru utana sıkıla
konağa sokulur. Kendisi için hazırlanan muhteşem sofradan ya bir, ya iki hurma alır ve:
Ya Hifa, biliyorum sen benim için bulunmaz bir nimetsin. Nen ise senin için sadece mihnetim. Ben şükretsem gerek, sen sabretsen gerek. İster misin şu geceyi taat ve ibadetle geçirelim. Zira Rasulullah (Sallallahü aleyhi ve sellem) Cennette yüksek bir çardak vardır. Orada yalnız şükredenlerle sabredenler otururlar. buyurdular der ve öyle de yaparlar.
Seccadelerini gözyaşları ile ıslatır, kalplerini zikir ile aydınlatırlar. Cebrail (aleyhisselam) olup biteni Rasulullah efendimize anlatır ve onları Allahu Teâlânın cenneti ve cemaliyle müjdeler. Ertesi sabah, namazdan sonra Efendimiz Suheybi yanlarına oturtur:
Ey Süheyb! Geceki halini sen mi anlatırsın ben mi anlatayım? buyururlar.
Süheyb gözlerini kucağına indirir, zor duyulan bir sesle:
Allahın Rasulü en iyisini bilir cevabını verir.
Efendimiz onlara:
Ne mutlu size. İkiniz de Cennetliksiniz. Allahu Teâlâyı göreceksiniz! buyururlar.
Süheyb derhal secdeye kapanır ve:
Ya Rabbi! Beni mağfiret ettin, günahlara bulaşmadan canımı al! diye niyazda bulunur.
Allahu teâlâ bu yanık duayı kabul eder. Suheyb, secdede kalakalır. Mescid de bulunanlar ağlamaklı olurlar. Rasulullah Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem):
Size daha şaşılacak bir şey söyliyeyim mi? Şu anda Hifa Hatun da ruhunu Hakka teslim etti buyururlar.
Namazlarını, yüzü suyu hürmetine yaratıldığımız o yüce Server kıldırır. İkisini yan yana toprağa bırakırlar. Baş uçlarına küçük bir tahta çakar. Birine; Şükredenlerden Suheyb öbürüne; Sabredenlerden Hifa yazdırır..
Alıntı
______________________________
|