Tekil Mesaj gösterimi
Alt 24 Mart 2025, 11:15   #1
anatoLya
👑HanımAğa👑
 
anatoLya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart Hifâ Hatun ve Hz.Suheyb'in Aşkı...

AŞK, BUDUR İŞTE…

Hifa Hatun Medine’nin en güzel kadınlarındandır.
Öylesine sıcakkanlı ve öylesine samimidir ki kadınlar onu canları gibi severler. Oğlu, abisi, erkek kardeşi olanlar akraba olmaya kalkar, hatta bazıları beylerine ister. Onu ciddi
ciddi sıkıştırır, araya hatırlıları koyup, izdivaç teklif ederler.

Hifa Hatun’un methi hızla yayılır ve çok uzaklara gider. Bırakın hekimleri, tüccarları, vezirler, sultanlar sıraya girer. Ancak o Necaşi gibi bir İmparatoru bile reddeder sadece ve sadece Alah’ın rızasını diler…

Ama taliplerin ardı arkası kesilmez. Kimi ayaklarına halılar serer… Kimi cevahirler döker… Yüz kızıl tüylü deveyi getirip kapısına bağlayanları mı sorarsınız, yoksa saray anahtarlarını önüne atanları mı?

Hifa Hatun bütün bunlara dönüp bakmaz bile, Efendimizin huzuruna çıkıp;
– “Ey Allah’ın Rasulü! Bana cennete götürecek bir şeyler öğret.” der.
Doğrusu o, Peygamberimizin (sallallahu aleyhi ve sellem), ‘Gündüzleri oruç
tut’ ya da ‘geceleri namaz kıl’ gibi bir tavsiyede bulunacağını sanır ama,
Server-i Kâinat:
– “Önce evlenmen lâzım. Zira bununla dininin yarısını emniyete alırsın!” buyururlar.
Hifa, büyük bir teslimiyetle boynunu büker ve
– “Siz kimi münasip görürseniz ben ona razıyım” der.

Mâlum, o sıradan bir hanım değildir ve onu nikahına alacak erkeğin de “özel”
olması gerekir. Lakin Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ne kimseye
ümid verir, ne de kimsenin ümidini kırar. Her zamanki gibi basit ve pratik
bir çare bulur.
– “Yarın sabah mescide ilk gelenle evlen” buyururlar.
Bu teklif herkesin hoşuna gider, talipler erken kalkmak için tedbirler düşünür, kendilerince hazırlık yaparlar.

Bu haberi elbette Hazret-i Suheyb de duyar ama dikkate almaz. Zira o fakir ve kimsesiz biridir.
Evi yurdu yoktur ve karnını zor doyurur. Kah ağaç altlarına uzanır, kâh mescid gölgelerine kıvrılır.
Uzun boyuna rağmen o kadar zayıftır ki, rüzgar sert esse ayaklarını yerden kaldırır.

Ama bakın şu işe ki o gece Allahu Teâlâ bütün sahabelere derin bir uyku
verir, Hifa Hatun’un talipleri gözlerine çöken ağırlığa yenilirler.
Rasulullah Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) her zamanki gibi imsak
sökerken mescide gelir ve büyük bir merakla talihli sahabeyi bekler.

Nitekim mescidin eşiğinde bir gölge uzar ve Süheyb içeri girer.
Rasulullah Efendimiz namazdan sonra Hifa Hatunu çağırtıp neticeyi bildirir.
Hazret-i Hifa büyük bir teslimiyetle kabul eder.

Efendimiz güzel bir hutbe okur ve nikah akidlerini yaparlar. Sonra şanslı
sahabeye döner
– “Ey Süheyb! Şimdi hanımına bir hediye al ve tut elinden evine götür.” buyururlar.
Suheyb Radıyallahu anh ellerini çaresizlikle iki yana açar:
– “İyi ama, benim ne bir dirhem gümüşüm, ne de sığınacak evim var” der.

Hifa Hatun kocasının boynunu büktürmez, ona içinde on bin dirhem gümüş olan
süslü bir heybe gönderir ve:
– “Filanca yerdeki köşkümü sana hediye ettim” der.
Alemlerin Efendisi çok hislenir onlara hayır dualar ederler.
______________________________
anatoLya isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla