Tekil Mesaj gösterimi
Alt 25 Şubat 2025, 11:30   #1
anatoLya
👑HanımAğa👑
 
anatoLya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart Stephen Grosz’dan “İncelenen Hayatlar”

Stephen Grosz’dan “İncelenen Hayatlar”






“İncelenen Hayatlar”, ABD’li psikiyatr Stephen Grosz’un çalıştığı vakalardan bir seçki Her biri öykü ve kısa roman tadındaki bu hikâyeler, Grosz’un anlama, dinleme ve anlaşılma üzerine kurduğu yapıyı özetliyor

Takıldığımız eşikler, tosladığımız duvarlar Psikolog ve psikiyatrların (şimdilerde “danışan” denilen) hastalarıyla paylaştıklarının yayımlanması ya da ortalıkta gezinmesi hep tartışma konusuydu Aslında bunların da bir öykü olduğu, bir yerde öyle kabul edilmesi gerektiği de düşünülebilir ABD’nin ünlü psikiyatrlarından Stephen Grosz da aynı görüşteymiş ki İncelenen Hayatlar adlı kitabında hastalarının öykülerine (elbette isimleri değiştirerek) yer vermiş

ÖVGÜ YERİNE ÖZENLİ BİR DİKKAT

Grosz, hastalarıyla uzun soluklu konuşmalarında hep anlama ve anlaşılma çabasını öne almış Basit ama zor olan; dinleme üzerine kurulan görüşmeler, Grosz ve hastaları arasındaki bağı da güçlendirmiş Grosz bu konuşma, anlama ve dinleme sürecini “hayatın olağan bir parçası” diye tanımlıyor Bu süreç aynı zamanda sözcüklerin arasındaki boşlukları dinlemeyi ve anlamayı da içeriyor

Grosz, çok uzun zamandır psikanalistlik yapmasına karşın tecrübenin kibrine kapılmış görünmüyor Yani nereden nereye geldiğinin bilincinde Çalıştığı vakalardaki insanların birbirinden ne kadar farklı olduğunu anlaması epey vaktini almış Terapi yatağına işin esprisi olarak ve psikanalizin doğası gereği ilkin kendisini yatırıyor Çaylaklık döneminde yaşadığı zorlukları bir bir sıralıyor Başlangıç onun için hayli sarsıcıymış çünkü neredeyse en ağır vakalarla yola çıkmış: İntihara eğilimli kişiler, bulimialılar, kronik depresyonlular…

Öykülerini anlatarak yaşamını anlamlı kılmaya uğraşmaları bir yana, bu vakalar karmaşık sokaklara dalarak çözüm imkânını zaman zaman tehlikeye atmış Öyküsünü anlatamayanlar da öfkesini ve kafa karışıklığını yansıtarak rahatlamış Kısacası kimi öyküsünü anlatmış kimi öyküsünün kendisini anlatmasına izin vermiş

Tabii işin içine kaçınılmaz olarak rüyalar da giriyor, zeki çocukların zekâsının övülmesiyle nasıl özgüven kaybına uğrayıp en basit problemleri çözmede zorlanışı da Grosz, özellikle ikinci vakada çok kilit bir yere dokunuyor: Övgü yerine özenli bir dikkat

Grosz’un uğraştığı vakaların en önemlilerinden biri de patolojik yalancılar “Başkalarını kontrol etmek için mi yoksa yetersizliğini gidermek için mi yalan söylüyorlar?” Grosz, terapiler dışında da bu soruya kafa yoruyor İlginç biçimde gerçeklik duygusunun zayıflaması ve yalan arasında alttan alta bağlantılar kurabileceğimiz olaylar da sıralıyor yazar Örneğin kocasının kendisini aldattığını düşünen bir kadının, buna uygun bir ortam kurgulayıp ardından ona inanması ve terapide bunları gerçekmiş gibi anlatması Adeta kötü bir şaka!

Grosz bir sürü gerçeği samimiyetle ortaya koyarken ara sıra mola verip lafı kendine (ve genel olarak psikiyatrlara) getiriyor; “bir psikanalistin hayatı boyunca başarısızlıkla mücadele ettiği sorununu, hastasının çözmesine yardımcı olması alışılmadık bir şey değildir” diyor
______________________________
anatoLya isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla