Dikbaşlı Bir Lezzet: Rezene
Rezene diğer bitkilerden geri kalacak değil ya, onun da bir hikâyesi var…
Rezenenin kokusu anason kokusuna benzer özellikler gösterir, ikisi de ‘tatlı tatlar’ paletindeki baharat çeşitleri. Rezenede alttan alttan kafur, nane, kakule kokuları gelir, en çok da meyankökünü çağrıştırır. Bizim kök rezene dediğimiz, batı dillerinde Floransa rezenesi tabir edilen alttürü ise (Foeniculum vulgare Spp. Dulce) esasen etli yaprakları kat kat birbirine sarılmış olan kökü için tercih edilir. Rezene tohumuysa, bu toprakların bebeklerinin anason ve papatya ile birlikte ilk tanıştıkları bitkilerden. Çoğunun anne sütünden sonra boğazından geçen ilk gıda. Çünkü rezene, anason ve papatya üçlemesiyle yapılan çay, lohusa annelerin gazlı bebeklerine verdikleri ilk çay. Rezene çayı, gaz giderici ve anne sütü arttırıcı, yatıştırıcı, sindirimi kolaylaştırıcı olarak tüketiliyor. Hayattaki o ilk günlerde başlayan tanışıklık kimileri için devam eder ve kuvvetli bir dostluğa dönüşür kimileri içinse çok geride kalır. Ben sıkı fıkı oldum hem rezeneyle hem anasonla!
Öyle böyle değil, ateşi rezeneye borçluyuz. Neden mi? Uzun hikâye; ama kısaca Prometheus, tanrılar katından aldığı bir parça koru sönmesin diye bir rezene kökünün içine ya da devasa bir rezene sapının oyuğuna koyup faniler katına indirip bize armağan etmiş. Böylece artık çiğ yemekten ve de soğuktan kurtulmuş insan.
Benim için bu hikâye çok kıymetli; çünkü küçücük bir çocukken babamdan dinlediğim ilk mitolojik hikâye. Bir gün mangalı yakarken anlatmıştı babam. Mitolojiye işte o gün vuruldum.
|